| 19 Mart 1999 Tarihli Görüşme Şahin Arkadaşa; “Bilinen ateşkes dönem politikalarının, tutuklanma süreciyle daha da geliştirmesinin gereği ortada. Bunun için üç açıklama veriyorum. Gizli ve önemle Başkanlık Konseyi’ne bildireceksiniz. Ona göre gerekenler yapılacak. Açıklamaları yoğun ve ciddiyetle başta Med TV olmak üzere gerekirse bizzat denetleyerek, basın yayında okuyacak, haber, yorum, sohbet, panel gibi işleyeceksiniz. Politik eylem çizginizi de buna göre yürüteceksiniz. Selamlar ve başarılar.
Başkanlık Konseyine; Değerli Yoldaşlar! Med TV açıklamarında benim koşullarım bilinmedik veya değiştirilmedikçe, benim açıklamalarımdan kuşku duyulacağı veya güvenilmeyeceği anlamına gelen bir sonuç çıkardım. Benimle ilgili ve öneminden ötürü şunu belirtiyorum: A-Benim içinde bulunduğum koşullar irademi ve bilincimi kıracak veya çarpıtacak durumda değildir. Şimdiye kadar tek bir dayak, küfür bile yemedim. Zorla ifade vermedim. On günlük, müdürün katıldığı soruşturmada hava sorunu vardı. Şimdiki odam tek kişilik orta sınıf bir otel odası gibidir. Önünde tahminen on veya on beş metrekarelik bir havalandırma, ayrıca bir görüşme odasıyla, ziyaretçi odası vardır. Yirmiyi aşkın gardiyan, sırayla nöbetimi tutmaktadır. Görevlendirilen nöbetçiler uygundur. Yemek ve temizlikte sorun yoktur. Fazla kilo verdim, çok sorunlarım yoktur. Bazı askeri yetkililerle ara sıra görüşmeler oluyor. Onları da en çok ben istiyorum. Şimdiye kadar 34 gündür böyle sürdürdüm. Basın-yayın engeli henüz kalkmadı. Duruşmalar başlamadı. Hepinizi, halkı, toprağı, insanı özlemek en büyük duygusallığım, acımdır. Milyonların iddiasını gözlerinde ve yüreğinde barındıran ve en büyük dialoglardan sonra bu şüphesiz en zorudur. Ama bu da böylesine uluslararası komplodan, hem de en dost geçinenin en affedilmez ihanetinden sonra anlaşılırdır. B-Öncelikle netleşmesi gereken komplonun Yunan ayağıdır. Hükümet Başkanı Simitis ve İstihbarat Başkanı Babi Kotasiefa sorumludur. Ama dost geçinenlerin de mutlaka bilincinde olanlar vardır. Derinliğine, bir komisyonla araştırılması gerekir. Tahminim; 1993’ten beri Türkiye ile uzlaşma çabalarından beri, Kanigilin tutuklanmasıyla yerimize adaylar hazırlanması, 92 Güney Savaşından sonra bilinen gelişmeler, Türkiye’de 93/96 hükümet süreci , 6 Mayıs Komplosu, en son tüm Avrupa çapındaki, Rusya’daki engellemeler komplodur. Tahminen Türkiye önemli oranda bu yıllarda Özal yaklaşımından sonra APO ya ölecek, ya ölecek sloganıyla önemli oranda bunun içine çekilmiştir. Her iki kanattaki çeteleşme bu süreçle ilintilidir. Kürt-Türk çatışması gibi boyut verilerek, açmaz derinleştirilmek istenmektedir. 96’da daha çok ordu kaynaklı dolaylı mesaj teatisi bundan dönüşü ifade eder. Benim yaklaşımımdan da biliyorsunuz; olumlu yaklaşma biçimindeydi. En son 1 Eylül 1998’de ateşkese gidilen protokol niteliğindeki değerlendirmeler, yeni süreci ifade eder. Soruşturma ve avukatlarla olan görüşmelerde de bu tavrı sürdürüyorum. Çözüm, ülke bütünlüğü ve bağımsızlığı temelinde daha çok politik çözüm arayışıdır. C-Tartışılan Kürtler de devletin asli bir kurucu unsurudur. Anayasa ve vatandaşlık hakkı olanlar, her demokratik-siyasi hakkını kullanabilir. Şimdiye kadar bilinen nedenlerle kullanılmaması bilinçsizlik, korku vs. nedenlerdendir. Ben geniş bir devlet güvenceli kültürel özerklikle bu hususların birleştirilmesini öne sürdüm. Bir model geliştirilmesini ilkede yanlış bulmadım. D-Demokratik bir yerel yönetim, seçim ve siyasi partiler yasasıyla ... politik çözüme önemli oranda katkıda bulunacağını tartıştım. E-Eğer yasal güvence, iş ve benzeri hususlar diğer maddelerle birlikte gündeme gelirse silahlı savaşı sürdürmenin anlamının kalmayacağını ve sürecin politik, barışçıl gelişeceğini belirttim. En azından devlet tavrını netleştirinceye kadar bilinen aktif savunmaya, üs ve eğitime ... ateşkes tavrımızın doğru bir tutum olduğnu belirtiyorum. Gerek metropol, gerekse kırsalda bizi adeta mahfeden, yozlaştıran eylemlerin de kesin karşısında olduğumuz bilinmelidir. Değerli Yoldaşlar! Çok kısaca, bu süreçteki bilinç ve iradenin bu tespitlerini geliştirirken, aslında uzun süredir dışardayken de az çok bilgilendirilen hususlar olduğunu biliyorsunuz. En azından şimdilik iç ve dış ortam farklılığının ve onun bilinci ve iradi yanının kalmadığını, böylesi bir yönelimin de kendisini dayatmadığını bu açıklamadan çıkarabilirsiniz. Şunu unutmayın; bunlar benim önerilerimdir. Devletin veya sizlerin kabulü diye bir durum değildir. Devlet tavrını nasıl geliştirir, bilemiyorum. Ağır çalışan parti ve seçim kargaşaları sürecin gelişimini zorlar. Hükümet sorunu var. MGK şüphesiz politikayı belirler ama parlementonun da durumu zamanlamayı etkiler. Tavırsızlık da olabilir ama politikasızlık herhalde en kötüsüdür. Dolayısıyla ilerde sizin de pratik-politik yaklaşımlara ihtiyacınız olacaktır. Ben önerilerimi ve durumumu size açıkça belirttim. Sanırım Başkanlık konumuma temsilen devam ediyorum. Cezaevi koşullarında sanıyorum, böyle çalışmak ve temel politikayı önermek görevim gereğidir. Bir uygulama ve şüphesiz sizin ve partinin yek vücut olması belirleyicidir. Yıllarca size yetecek eleştiri, öneri, maddi-manevi miras var. Layık olun. Yeni kuruluşlarımıza dönem politikasını hakim kılın. Bir daha eskisi gibi diplomasiye müsaade etmeyin. Türkiye’ye PKK ile barış, kardeşlik, ülke bütünlüğü ve demokratik devlet temelinde anlaşmayı çözüm olarak şimdi daha da vurgulayarak sunacağım. Gelişmeler olursa sizi bilgilendireceğim. Hatta uygun yöntem bulunursa, görüşme yollarını da, dolaylı da olsa deneyeceğim. Bilinen çizgi de bir daha asla eskisi gibi olamayacak. Çalışmalarınızın en verimli süreçte olduğuna inanıyorum. Güney PKK ise, bağımsız ve iktidarda veya üzerinde ağırlığı olmak durumunda. Yoksulları da Türkmenleri de içerisine alacak şekilde bir demokratik cephenin, Türkiye’yi ve Rejimi karşısına almadan geliştirilmesi önemlidir. Ortam uygundur. Diğer güçlerle zorunlu olmadıkça çatışmaya girilmemelidir. İlkeli uzlaşmalara girmekten çekinmemelisiniz. Başarılar diliyorum, büyük sevgi ve özlemle kucaklıyor, selamlıyorum. Ayrıca çok genç olanların, yaralı ve cezaevinden çıkanların ve kızların iyi korunması, ama kendilerini yetiştirmelerini de önemle belirtiyorum. Onları da büyük özlemle seviyor, kucaklıyor ve selamlıyorum. Ayrıca bu yılki Newroz’u da tüm halkımıza, sizlere, büyük barışa ve kardeşliğe açık özgürlük bayramı olarak kutluyorum. Biraz da sizler için yaşamaya kararlıyım 18-03-1999 Tüm Halkımıza ve Partililere! 99 Newroz’u tüm Türk halkıyla gönülden özgür bir birlik, barış ve kardeşlik içinde sevgiyle kutlamanın yılı haline gelmelidir. Değerli Halkımız! Biz Türkiye devleti ve halkıyla özgür bir birlik için mücadele verdik. Newrozları bu temelde kutladık. Şimdi yeni bir tarihi dönemle karşı karşıyayız; barış içinde özgür birlik yolunda yürümek. Bunun şu anda tutuklu olmamla ilgisi yoktur. Sürekli bunu aradık. Olsa olsa bu süreci hızlandırır. Bu zor günleri en iyi böyle değerlendirebiliriz. Tüm ömrünü onurlu bir barış için harcayan biri olarak hayati önemde olduğunu belirtiyorum. Gün; intikam günü değil, barış, kardeşlik ve birbirini affetme günüdür. Bu çizgiyi 93’ten beri devletle dolaylı ilişkilerle hep geliştirmek istedik. Ve şuan ki konumum en büyük fedakarlık olarak görülmeli. Acısı; barışa, affa, özgür birliğe götürmelidir. Tüm partililer, başta Başkanlık Konseyi bu çizgiye en azından benim yeni açıklamalarıma kadar birlik içinde bağlı kalmalıdır. Başkanlık Konseyi, bildiri halinde çizilen çerçeveye güç vermelidir. Newrozu kutlarken kendi milli renklerimizi taşımak, tüm Türkiye halkının tarihi boyunca derya kadar Kürt halkının şehit kanıyla sulanmış ve üzerinde hakkı olan ay yıldızlı bayrakla birlikte olmaktan gurur duyarız. Bundaki emeğimize saygıyla sahip çıkalım. Aksi davranmak, kaybetmek ve işbirlikçilerin ve arkasındakilerin oyununa gelmektir. Tüm Türk halkını da bu Newroz’la birlikte tarihi kardeşleri olan, kaderleri bir olan Kürt halkını tam kardeşlik duygularıyla barış içinde birliktenliğin onuruyla kucaklamaya ve kutlamaya çağırıyoruz. Med TV ve Diğer Basın Sorumluluklarına; Bu zor ve tarihi günlerde sizleri derin duyarlılığa ve sorumluluğa çağırıyorum. Yayın çizginizi gönderdiğimiz üç açıklamanın ruhuna uygun haber, yorum, panel vb. biçimlerde geliştirmelisiniz. Çizgi şimdilik böyle. Değişiklik olursa duyulur. Açıklamaları da çarpıcı olarak yayınlayın. Türkiye tavrını yayınlarınıza bakarak gösterebilecektir. Bu açıdan konu hassas ve başarmanızı bekliyorum. Selamlıyorum. NOT: “Değerli Halkımız! Baharın çoşku, neşe ve sevgiyle karşılanması gereken Newroz’u Parti Genel Başkanı olarak artık devletin yasal güvencesi temelinde sorunlarınızı barış içinde siyasi olarak çözmeye hazırlandığımız bir barış ve kardeşlik bayramı olarak, dili, dini, kültürü ne olursa olsun birlikte kutlayalım. Gelinen aşamada herkesi barış çabasında birleşmeye, özgürlüğün açılan yolunda yürümeye çağırıyorum. Gün; intikam günü değil, barış günü, biribiriyle kardeşçe kucaklaşmaya hazırlanma günüdür.” Gelişmelere ilişkin avukatların bilgilendirmesinden sonra “Hem Türkler, hem Kürtler Yunanlılara birlikte karşı koymalıdır.” Gelişmelere ilişkin, “ Sanırım devlet bir adım atar ama ilk adımı biz atmalıyız. Belli özgürlükler bizim için bu aşamada yeterlidir. Dil, kültür vb. yoğun bir barış kampanyası yürütülmelidir. Bir ay biz öncülük yapalım. Devletin tavrını ortaya çıkartmak gerekir. Kusur bizde kalmasın, günah bizden gitti diyelim. Barış için her türlü çabayı gösterdik ama ciddiye alınmazsa biz de ona göre tavır geliştiririz. Biz bu yöntemle yaşayabiliriz. Biz davamızı savunabiliriz. Sürecin sonunda devlet adım atmazsa, Türkiye’nin aleyhine olur. Biz bunu götürebiliriz. Barışa şans veriyor musunuz?” Bu koşullarda barışın gerçekleşme şansını görmüyoruz. Hangi koşullarda barışın sağlanacağı önemlidir. Med TV ve diğer kurumlar üzerindeki baskılar halen devam ediyor. Basın da her gün sizinle ilgili olumsuz haberler ve yayınlar devam ediyor. Avukatlar Şex Said’in idamı hatırlatınca: “Biliyorum” dedi. Adamlar sizin bütün tavırlarınızı inceliyor, sizin bu söylemleriniz size dikte ettiriliyor mu? diye soruyor “Kesinlikle yoktur. Tartışmak istediğimde bazen kimseyi bulamıyorum. Radyo, kitap, TV’nun temininde yardımcı olmak üzere diğer cezaevlerinden bizden bir iki arkadaşın yanıma gelmesinin çabalarını gösterin, ben de göstereceğim”. Günlük yaşamınız nasıl geçiyor? Örneğin bugün ne yediniz? “Sabah kahvaltısında reçel, yağ, öğlen cacık, pilav ve yumutalı omlet yedim. Günde kırk dakika havalandırmaya çıkıyorum. Bunun dışında zamanım boş geçiyor. Bu da benim için önemli bir sorun. Zamanı değerlendiremiyorum. Bir aydır buradayım. Bir ayda çok şey yapardım. Bir ay benim için yüz yıldır. Halbuki tek yaşanılmaz. Bir iki arkadaşın gelmemesi halinde hayati tehlike vardır. Bu koşullarda yaşamak zordur. Sağlığımı zor bela tutuyorum. Yazdırdıklarım öneridir. Böyle gitmesini istiyorum bir ay. Soruşturma komisyonu ile barış görüşmeleri de yapıyorum. Sağlığımı istiyorsanız mesajımı yayınlayın.” Soruşturma komisyonu kimlerden oluşuyor? “Kimlerden oluştuğu belli olmuyor. Akif Hasan daha önce ABD ile görüşüyordu, görüşmeler devam etsin, ABD’ye silah bırakılması konusunda PKK’nin hazır olduğunu bildirsin. Yaşayıp yaşamama sorunu vardır. Yetkililerle de görüşeceğim. Tecrit ortamından kurtulmak için (Avukatları kastediyor) siz de bu yönlü çaba sarfedin. Başlagıçta Kürt halkının cumhuriyete gönüllü katılımı vardı. Ancak bu sürecin dışına itilmiştir. Bundan dolayı gelişen Şex Sait vb. isyanlar da bu ilişkileri tam koparmıştır. Yeni özgürlükler açığa çıkmıştır. Bunun yasallaşması için ve demokratik Türkiye ile birlikte yeniden demokratik devleti yeniden yaşama geçirelim. Kürtlerin hak mücadelesi silah bırakacak bir aşamaya geldi. Bunun yasallaştırılması gerekiyor.” Mahkemedeki savunmanızın çerçevesi ne olacak “Cumhuriyetten ve öncesinden Kürt halkının gönüllü katılım olayı bozulmuştur. Bu mücadele ile bu gönüllü birliğin önünü açmak istedik. Başlangıçta bir gönüllü birliktelik vardı. Örneğin Kurtuluş Savaşı. Bu isyan bir birlik isyanıdır. Devleti yıkma mücadelesi değildir. Savaşla fiiliyatta gelişeni siyasal olarak geliştireceğiz. İlişki geliştirin, belgeler hazırlayın, usüllerin düzeltilmesi için çaba gösterin.” Yayinlanma: 15.08.2006 okundu: 1456 defa
Bu konuda daha çok
|